“Üzgün” Çocuk
Sara Mahamanullah Fr.’dan Çev: endülüslü adil. Bir vakitler ihtiyar dedesiyle yaşayan bir çocuk vardı. İhtiyar bir adam; o kadar ihtiyar ki, iki eliyle kendi bacaklarını tutmaya bile gücü yetmezdi. Çocuksa serserilik sanatında ileri gitmişti. Eline her ne geçse paramparça ediyordu. En sevdiği oyunlar ise komşuların damlarına taş atmak; akıllı uslu çocuklarına sövmek ve sataşmaktı. Günün [...]
Sükût
Önce onu, sonra odayı, dervişlere mahsus o mûnis sessizlik kapladı. Sessizlik… Rûha sükûnet telkin eden sükût… .. .. .. Tenha bir bağ başındaki kaplumbağa gibi telâşsız ve âheste adımlarla ilerleyen zaman… Sükûtu perçinlemek ister gibi, Önündeki açık sayfadan okudu: “Ve dedi dönerek Musa’ya Hızır; – Ey Musa, sana anlayamazsın dememiş miydim? [...]
Abayı Çıkarmak
Feryatlarının arasında kaybolup gitmişim… Sessiz sedasız, çözemediğim bir ölçüyle çıkan feryatlar… Gönlün en tiz yerlerine dokunan nameler… Elindeki mansuru masanın üstüne saygıyla koydu. Gözlerini çevirip bana baktı. - Daha alacağımız yol çok. Bu yolun sonu yok. - Yine iyisin ama, dedim, kendi durumumu bir nefes gibi aklımda tutup. - Her ne kadar iyi olsan, senden [...]
Djamila
Sazdan evinin köşesindeki su kabını kontrol etti. Yemek yapacaktı. Ama su bitmişti. Hoş su olsa da yiyecek ne vardı ki, komşu Amadou’nun acıyıp da verdiği bir avuç pirinçten başka. Su küpesine baktı, orada da su yoktu. Koca sarı bidonu aldı, şimdi bir saatlik yolu vardı. Suda kuyruk yoksa çabuk biterdi işi. Kuyruk varsa, öğle sıcağında [...]
Tahanlıcı
- Simitçiiii… Simit var, tahanlı vaaaar… Her sabah 10 tane simit, 5 tane de tahanlı alırdı tepsisine. Akşama kadar sattı mıydı, en büyük ticaretini yapmış sayılırdı o gün. Babası bilinmez bir sebepten uzaklara gitmişti. Anası gelecek deyip dururdu a, ne zaman gelecekti, anası da bilmezdi. Tam 13 yaşındaydı. Simitçiydi. Evine ekmek götürüyordu o! Fırıncı Tahsin [...]